Estetik diş hekimliği; diş hekimliğinin, ağız ve diş bölgesini sağlık ve estetik açıdan yeniden düzenlenmesini ele alan önemli bir branştır. Ana teması sağlıklı bir gülüş tasarımıdır. Gülüş tasarımı, kişiye özel ideal gülüşü sağlık ve doğallık ile yenilemektir. Önemli olan tıbbi kurallar dahilinde size yakışan estetik gülüş ifadesini oluşturmaktır. Dişlerimiz asıl işlevlerinin yanı sıra (çiğneme, konuşma vb.)estetik açıdan toplumdaki özgüvenimizi de fazlasıyla etkiler. Gülüşümüz insanlarla iletişimimizde çok önemli bir faktördür. Dişlerdeki renk ve şekil bozuklukları bireyde psikolojik rahatsızlıklara kadar varan problemlere neden olabilir. Yapılan araştırmalar gülüşüne güvenen bir bireyin sosyal, iş ve günlük hayatında diğer bireylere oranla çok daha mutlu ve başarılı olduğunu göstermiştir. Dişlerimiz gülüşümüzü, gülüşümüz de enerjimizi yansıtır. Güzel bir gülümseme kişisel öz güven demektir. Diş hekimliğinde bununla ilgilenen bilim dalına ‘estetik diş hekimliği’ adı verilir.
Dişlerin ön yüzlerine yapışan porselen yapraklardır. Yapılabilecek en konservatif (koruyucu) tedavilerden biridir. Bu, veneerlerin yapılabilmesi için dişten kaldırılan dokunun çok az olmasından kaynaklanır. Ortalama 0,3-0,7 mm diş dokusu uzaklaştırmak yeterlidir. Daha sonra veneerler istenen renk ve formda hazırlanır ve yapıştırılır. Çok ince olmaları ve metal içermemeleri sebebi ile estetik olarak çok başarılıdır. Laminate veneerler ışığın geçmesine imkan tanıyarak, uygulandığı dişlerin tamamen gerçek gibi görünmesini sağlayan benzersiz bir kabiliyete sahiptir. Bu özelliği ile flaş ve disko ışıklarında da gerçek diş gibi görünür. (Bu ışıklarda, içinde metal olan kaplamalar siyah leke olarak sanki ağızda yokmuş gibi görünürler). Laminaların ışık geçirgenliği kullanılan porselene ve yapım tekniğine göre de değişir.
Estetik bir diş yapmanın en temel kuralı yaptığımız dişin doğala en yakın görünümde olmasıdır. Yani şöyle de söyleyebiliriz,
Öyle bir diş yapalım ki tüm kusursuzluğuna karşın doğal görünsün ve yapma olduğu belli olmasın.
Porselen dişler doğal yapıya yakınlığı ve sağlamlığı gibi nedenlerle uzun süredir diş hekimliğinde tercih edilen bir malzeme olagelmiştir.
Ancak doğal dişlerle metal destekli porselenler karşılaştırıldığında ışık geçirgenliği ,renk oluşturmak , görünümde matlık ,diş etlerinde renk değişiklikleri vb. dez avantajları olduğu uzun uygulama yılları boyunca gözlenmiş ve bu soruna çözümler aranmıştır. Seramik üst yapı altındaki metal altyapı bu dez avantajların nedeni olarak görülmüş ve yerine aynı şekilde sağlam ama daha estetik olan yeni alternatifler üretilmiştir.
Metal desteksiz seramikler işte bu arayışın sonucu olarak kullanılmaya başlamıştır.
Güçlendirilmiş porselenin özel makinalarda sıkıştırılıp yüksek ısıda fırınlanmasıyla elde edilir. Özellikle ön dişlerde, ışık geçirgenliğinin çok iyi olmasından dolayı tercih edilir. Arka bölge için özellikle çiğneme kuvvetlerine karşı yeterince dayanıklı değildir. Ancak ön bölgelerde yüksek estetik avantajları tercih edilme nedenleridir.
Bu sistemde alt yapı olarak metal yerine beyaz bir alaşım olan zirkonyum kullanılır. Son teknoloji ürünü bu alt yapıyı estetik ve dayanıklılığı bir arada sunabilme özelliğine sahip tek malzemedir. Sistemin en büyük avantajı ulaştığı çok yüksek dayanıklılıkla arka bölgedeki köprülerde de tam estetik bir görünüm sağlamasıdır.